Sünnet olmak Hz. İbrahim’den gelen bir adettir ki Hz. İbrahim sünnet olma emrini aldığında 120 yaşındaydı ve o yaşta sünnet olmuştur. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır :”Hiç kuşkusuz ilk misafir edinen ve ilk kez sünnet olan Hz. İbrahim'dir" (Muvatta, Sıfatu'n-Nebî', 4).

Sünnet olmak ondan sonra bütün peygamberlerde ve onlara uyanlarda devam etmiş, Peygamberimiz,* peygamber olarak gönderilinceye kadar sürüp gitmiştir. Efendimizin döneminde de bu sünnet varlığını sürdürmüştür ki peygamberimiz sünnet olma ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:* "Dört şey var ki, bunlar peygamberlerin sünnetlerindendir. Sünnet olmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek

Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Öge, sünnetin uzman kişilerce doğru yöntemlerle yapılması gerektiğine dikkat çekti. İdeal sünnet konusunda bilgi verip uyarılarda bulunan Doç. Dr. Öge şunları söyledi:

"Asırlardır uygulanmakta olan ve basit bir işlem olarak görülen sünnet aslında bir erkek çocuğun psikolojisi ve beden sağlığı üzerine ciddi hasarlar verebilir. Çocuğun olumsuz etkilendiği durumlarda ailenin de etkileneceği kesindir. Okulların kapanmasıyla birlikte aileler uygun yaşa gelmiş oğullarını sünnet ettirme çabasında. Anne babalar ilk mürüvvetleri olarak gördükleri sünneti bir tören gibi yaşamak, kutlamak istiyorlar. Güçlerine göre de bunları yapıyorlar. Ancak, bunlardan önemlisi sünnetin çocuk kaç yaşındayken, nerede, kimin tarafından yapılacağı olmalı. Sünnet için ideal yaş doğumu izleyen ilk hafta (yeni doğan sünneti) ya da 7 yaş civarıdır. Özellikle 2-4 yaş civarında uygulanan sünnet çocukta psikolojik travma yaratabileceğinden önermiyoruz. Ancak sünnet bir sağlık problemi için uygulanacaksa bu bir zorunluluktur ve yaşın önemi yoktur. Aileler sünneti öncelikle bir cerrahi işlem olarak kabul etmelidirler. Her cerrahi işlem gibi sünnet de ameliyathane şartlarını sağlayan sağlık kuruluşlarında ve bir uzman hekim tarafından uygulanmalıdır. Bilgisiz ve yetkisiz ellerde sünnet telafisi mümkün olmayan hasarlar yaratabilir."

"ANESTEZİ ALTINDA YAPILMALI"

Doç.Dr. Ömer Öge, anestezi altında uygulanan sünnetin ideal sünnet olduğunu söyledi. Bölgesel uyuşturma altında yapılan sünnette çocuğun acı hissetmese bile korku ve heyecan nedeniyle psikolojik olarak ciddi travmaya maruz kalacağını kaydeden Doç. Dr, Öge, "Birçok erişkin sünnet olduğunda duyduğu acıyı hatırlamamasına karşın yaşadığı korku ve heyecan hafızalarında net bir şekilde durmaktadır" dedi. Sünnet için uygulananın yüzeysel anestezi olduğunu, bunun güvenli anestezi şekli olduğunu vurgulayan Doç.Dr. Öge, şöyle devam etti:

"Anestezi öncesinde verilen bir ilaç yardımıyla çocuk rahatlatılır ve sünnet stresinden uzaklaşır. Bu ilacın yarattığı kısa süreli hafıza kaybı sayesinde çocuk sünnet öncesi ve sonrasındaki stresli dönemi de hatırlamayacaktır. Sünnet öncesinde çocuğun muayenesi yapılmalı ve özellikle kanama bozukluğu açısından da gerekliyse test yapılmalıdır. Böyle bir hastalığın atlanması durumunda çok kötü ve ciddi sonuçlar doğabilir. Birçok hemofili hastasının tanısı sünneti takip eden durdurulamayan kanamalar sonrasında konmaktadır."

Doç.Dr. Ömer Öge, tıpta pek çok alanda kullanılan lazerin sünnet operasyonlarına girdiğine dikkat çekerek, anne ve babaları şöyle uyardı:

"Lazer ile sünnet' diye bir şey yoktur. Bu şekilde pazarlanan sünnet esasında elektrikli bir havya ile sünnet derisinin yakılarak çıkarılmasıdır ki bu teknik ile istenmeyen kötü sonuçlar oluşabilir. Burada amaç lazer kelimesinin cazibesini kullanarak ebeveynleri cezbetmektir. Bu konuda ebeveynlere düşen en büyük görev çocuklarının sünnetinin ideal bir şekilde yapılması için çaba göstermektir. Böylelikle bu konuda kendileri adına karar verilen çocukları, istenmeyen ve tehlikeli komplikasyonlardan korumak mümkün olacaktır."