Cin'in Musallat Olmaması için Okunacak Dualar

İnsanların çoğu şeytanları ve cinleri inkâr ederler. Onları beynin yarattığını, onların hayal ürünü olduğunu söylerler. Bunu ağır bir ruhsal hastalık olarak kabul ederler. Hâlbuki bu düşünce tarzı ile dinden çıkarlar da haberleri olmaz. Zira bu tür düşünceleri ile onlarla ilgili onlarca ayet-i kerimeyi inkâr etmiş olurlar. Kuran-ı Kerim’in bir ayetini ‘bilerek, açıkça’ inkâr eden kimse ise, kuşku yok ki, kâfir olur. Allah göstermesin.

İlk yüzyıllardan beri, en ilkel topluluklardan itibaren yeryüzünde görülen bir meslek ve iş vardır...

Bu mesleğe “BÜYÜCÜLÜK”,yapılan işe de “BÜYÜ” denir...

Bu işten gaye, bir insanı etki altına alıp, ona istemediği bir şeyi zorla yaptırmak ve bazen de hastaların iyi olmasını temine çalışmaktır...

Büyü, özü “ALLÂH”a dayanan bütün dinleri tebliğ eden Nebi ve Rasûllerce yasaklanmıştır...

Bütün dinler büyüyü insana “haram” kılmışlardır...

Keza İslâm Dini de büyüyü “haram” kılmış ve büyü yapan ve yaptıranların İslâm Dini’nden çıkmış olacaklarını açıklamıştır...

Cinlerin insanlara zarar vermeleri mümkündür ancak bu zarar filmlerde geçen çarpılma ve benzerleri gibi değildir. Bu güne kadar binlerce insan biyolojik hastalıklarını cinlerin yaptığını zannedip hocalara koşmuştur. Yüz felci geçirip ağzı yamulanlar “beni cin çarptı” demektedir. Bu inanış yüzyıllardır süregelmektedir. Cinler Allah’ın izni olmadan hiçbir insana zarar veremezler, cinlerin insana verdiği zarar insanın imtihanıdır.

Cinler bazen düğünlerde veya kadınlar arası toplantılarda güzelce giyinip süslenen ve altın takan kadınlara musallat olup zarar verirler. Cinler altını çok sevdikleri için üzerinde fazlasıyla altın olup vücudu belli olacak şekilde giyinen kadınlara aşık olurlar. Ayrıca hayvan kesildikten sonra kanının sürülmesi, mum yakma adetleri, tütsü yakma, kadınların düğünlerde veya başka yerlerde aşırı oynamaları cinleri teşvik eder. Özellikle bayanların Allah’tan uzaklaştıkları zaman cinler daha fazla yaklaşırlar. Erkeklerin ise gözlerine musallat olurlar, erkeği kadına baktırıp günaha sokmak isterler. Bu gibi olayları genelde Müslüman olmayan İblis tarafları cinler yapar.
Eshâb-ı kiramdan Ebû Dücâne hazretleri anlatır: Bir gece yatarken, değirmen sesi gibi ve ağac yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah birşey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. 

Cinden kurtulmak için en iyi on şeyi yapmalıdır:
1- E’ûzü Besmele ile Fâtiha sûresi okumalıdır.
2- E’ûzü Besmele ile iki Kul-e’ûzüyü okumalıdır.
3- E’ûzü Besmele ile Bekara sûresini okumalıdır.
4- E’ûzü Besmele ile Âyetelkürsî okumalıdır.
5- E’ûzü Besmele ile Bakara sûresinin son âyetini okumalıdır.
6- E’ûzü Besmele ile Ha-Mîm Mü’mîn sûresinin başından (masîr)e kadar ve Âyetelkürsî okumalıdır.
7- “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyi ve yümiyt ve hüve hayyün la yemüt biyedihilhayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okumalıdır.
8- Çok sayıda (Allah) demelidir.
9- Hep abdestli bulunmalı, farzları ve sünnetleri hiç terk etmemelidir.
10- Günah işlemekten, harama bakmaktan, çok konuşmaktan, çok yemekten ve kalabalıktan sakınmalıdır. Evini,banyosunu,tuvaletini,yatağını,yatağının altını temiz tutmalıdır. 
(Berekât) kitabında, imam-ı Rabbânî hazretlerinin Cinden korunmak için, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah-il-aliyyil’azîm” okuduğu yazılıdır.
İmam-ı Şaranî hazretleri, “Kuşluk namazına devam edene, cin musallat olmaz” buyurdu.
Eshâb-ı Kiramdan Ebû Dücâne Hazretleri anlatır:
Bir gece yatarken, değirmen sesi gibi ve ağac yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah birşey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resûlullaha gidip, anlattım. “Yâ Ebâ Dücâne! Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!” buyurduktan sonra kalem ve kâğıd istedi. Hz. Aliye bir mektûb yazdırdı. Mektûbu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryâd eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki, “Yâ Ebâ Dücâne! Bu mektûbla, beni yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektûbu, bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için, kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemiyeceğiz. Bu mektûbun bulunduğu yerlere gelemeyiz”. Ona dedim ki, sahibimden izin almadıkca bu mektûbu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryâdından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescidde kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resûlullah buyurdu ki, “O mektûbu kaldır. Yoksa, mektûbun acısını, kıyâmete kadar çekerler!”.
Bir kimse, bu mektûbu, yanında taşısa veya evinde bulundursa, bu kimseye, eve ve etrâfına cin gelmez ve dadanmış olup zarar veren cin de gider.
Bu âyet-i kerimeleri okumakla ve bu mektûbu taşımakla ve şifâ âyetlerini okumakla ve yazıp suyunu içmekle faydalanmak istiyenlerin Ehl-i sünnet îtikatına uygun olarak doğru îman sahibi olması lâzımdır. Bunları yazanın ve kullananın îtikadı doğru olmazsa ve küfür alâmetlerini kullanır, haram işlerse, faydaları görülmez.

Allah’a sığının. Allah kullarını yalnız bırakmaz. Bilinen veya bilinmeyen hiçbir düşmana emanet etmez. Allah adını bırakmayın ki O’da sizi bırakmasın.

“Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir)

 

Kaynak : İslamigüzellikler