MÜSİAD Kayseri Şubesi tarafından düzenlenen ve Prof. Dr. Cevat Akşit Hoca’nın konuşmacı olduğu “İslam’da Ticaret ve Ticarette İslam” konulu konferans gerçekleştirildi.

İslam’da ticaretin esasının, Kur’an ve sünnette belirlenen sınırlar dâhilinde, karşılıklı rızaya dayandığını kaydeden Prof. Dr. Cevat Akşit, ticari hayatta İslami esaslara ilişkin kuralları detaylı bir şekilde anlatarak katılımcıların sorularını da cevaplandırdı.

Talas'ta 'İslam'da Ticaret ve Ticarette İslam' Konferansı

MÜSİAD’dan helal gıdaya destek
Müsiad Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, yaptığı yazılı açıklamada, helal kavramının bir Müslümanın hayat standartlarını ve ölçülerini belirleyen en önemli unsur olduğunu, bunların başında da helal beslenmenin geldiğini vurguladı. Bir Müslümanın dünyanın neresinde olursa olsun inancı gereği helal yemek ve içmek isteyeceğini belirten Kaan, Kur’an-ı Kerim’de Bakara suresinin 168’inci ayetinde “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin.” buyrulduğunu anımsattı. Abdurrahman Kaan, “Bu sebeple helal sertifikalı ürünler inancımız başta olmak üzere sağlığımız ve ekonomimiz açısından son derece önemlidir.

Söz konusu ürünler, tüm sektörler ve ülke ekonomisi açısından önemli bir büyüme potansiyeline sahip. İslami açıdan uygunluğun yanı sıra kalite konusunda da güvence sağlayan sertifika, ayrıca sağlıklı gıda tüketiminin de güvencesidir” görüşlerini aktardı. Kaan, yemek hizmetlerinde kullanılan malzemelerde “helal gıda sertifikalı” ürün zorunluluğunun uygulamaya geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

CEVAT AKŞİT HOCA İLE RÖPORTAJDA İSLAMDA TİCARET ESASLARI

Prof. Cevat Akşit; faizden kaporaya, kredi kartlarından enflasyona birçok konuya açıklık getirdi. İlgiyle okuyacağınız röportajımızda Prof. Akşit, faizin batıracağını, yok edeceğini; İslami kurallara uyulsa enflasyonun kalmayacağını ve istikrarlı bir ekonominin olacağını söyledi.

Kredi kartının mucidi Yahudilerdir ve bize bu kredi kartları Avrupa’dan geçmiştir. Kredi kartı çıkardılar, adam alıyor, veriyor. Bunun sonucunda kaç yüz bin kişi icralık oldu biliyor musunuz? Mecbur kalmadıkça İslam’da borçlanmak caiz değildir. Mecbur kalırsanız borçlanacaksınız. Kredi kartıyla alışveriş yaparken otomatikman borçlanıyorsunuz. Ödenmeyecek zannediyorsunuz siz, ama icra kapıya geldiğinde her şeyi anlıyorsunuz. Ticaret erbabı da böyledir… Daha çok büyümek için faizle para alıyor.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

Faiz batırır, yok eder.

BİR ŞEYİ ÜSTÜNÜZE ALMADAN SATAMAZSINIZ

Hocam banka kredileri ve katılım bankaları hakkında ne söylemek istersiniz?

Banka kredileri zaten haramdır… Ama asıl sorun bazı katılım bankalarında oluyor. Teslim alınmamış mal satılmaz. Böyle diyor Peygamberimiz… Bir şeyi satın aldınız mı, elinize almadan başkasına satamazsınız. Senin paran yok, bir bankaya gidiyorsun, “Falan yerde şöyle bir mal var” gidiyor, peşin parayla alıyor. Peşin parayla olunca 50 bin lira mesela. Bundan sonra üstüne alsa da sana satsa, hiçbir problem yok. Teslim alsa, problem yok. Vadeli satabilir. 50’ye aldığını 100’e satabilir. Şimdi maalesef  böyle yapılmıyor. Ne yapıyor bu bankalar? Senin dediğin yerden o malı alıyor, hiç üstüne geçirmeden, teslim almadan, esas alacak kişinin üstüne yazdırıyor. Bir de 50’ye aldığını 150’ye satıyor, kredisini o kadar çıkarıyor.

Müslümanlar çok kredi kullanıyorlar…

Bunu söylemeye çalışıyorum ben de. Teslim alsa, riske girse evvela. O malın başına bir şey gelse, o müessese sorumlu olmuyor ki. Riske girmeden bir şeyi satamazsınız diyor Peygamber Efendimiz (S.A.V). Evvela teslim alacaksın, yanarsa, batarsa, çalınırsa senin olacak. Bu tehlikeden dolayı karlı satabilirsiniz. Faizin haram olması buradan… 100 bin lira yatır, 130 bin lira vereceğim diyor, 6 ay sonra… Risk yok, garanti para… Buna faiz derler.

Katılım bankaları evi alıp, satışı ondan sonra yaparsa hocam…

Alsınlar hiçbir problem yok. Üstüne geçirse problem yok. Ama bankalar üstüne geçirmiyorlar. Üstüne geçirdikten sonra 50’ye aldığını, 100’e satsın. Riske girmeden direkt havale yapıyorlar. Bu caiz değil…

EV SATARKEN FİYAT TESLİM TARİHDE DEĞİL, KONUŞULAN SAATTE BELLİ OLACAK

Görmeden satış caiz olur, ama gördüğü zaman, şartları taşımıyorsa, hemen itiraz edip, akdi bozabilir. Bedelin bilinmesi lazım, alışveriş meşru olması lazım. Mesela, her vilayette evsizlere ev yapıyorlar. Ama burada devletin evsizlere ev yapacaksa, -laik devlet İslami kurallara uyması söz konusu olmayabilir- “Şimdilik şu kadar, şu kadar ödeyeceksin, teslim anında fiyat rayicine göre belirlenecek” böyle bir şey olmaz, bu satış olmaz. Satış olmayınca, arada bir şeyler olur, risk olur, zarar ziyan olur, yangın olur, zelzele olur, satış olmadığına göre adam sorumlu olmaz. Fiyat oluşmamış… Bugün ev satıyorlar, apartman satıyorlar, fiyat o tarihte… Hayır, fiyat konuşulan saatte belli olacak. İslam’ın meşru kuralları bunlar. Bunlara uymak kaydıyla İslam’da meşru şeyleri alıp satabiliriz. Rızkın 10’da 9’u da ticarettedir. Peygamber Efendimizin (S.A.V.) böyle hadisi şerifi var. Dünyada da karlıdır ticaret, ahrette de… Ticaret erbabı, dürüst olmak kaydıyla, hakkaniyetli olmak kaydıyla müthiş sevaplar kazanabilir. Karşısındakini aldatmamalı… Pazarda satıcı, iki fasulyeyi ayrı fiyattan satıyor. Ama ikisi de aynı kalitede. İnsanları aldatamazsın. Malının satışını kolaylaştırmak için boş yere yemin etmemelidir. Böyle olmamalıdır. Satın alacak kişiye karşı da, Allah’a (C.C.) karşı da dürüst olmalıdır. Ticaret erbabı, 10 gram için terazide hile yapmamalıdır. Kumaş satıcısı kumaşlarını çekerek uzatarak hileyle para kazanmaya çalışmamalıdır.

KREDİ KARTININ MUCİDİ YAHUDİLERDİR; MÜSLÜMAN ZARURETSİZ BORÇLANAMAZ

Kredi kartının hükmü nedir peki hocam?

Kredi kartının mucidi Yahudilerdir ve bize bu kredi kartları Avrupa’dan geçmiştir. Kredi kartı çıkardılar, adam alıyor, veriyor. Bunun sonucunda kaç yüz bin kişi icralık oldu biliyor musunuz? Mecbur kalmadıkça İslam’da borçlanmak caiz değildir. Mecbur kalırsanız borçlanacaksınız. Kredi kartıyla alışveriş yaparken otomatikman borçlanıyorsunuz. Ama borçlanmanın mubah olduğu yerler vardır. Mesela, evleniyorsun, borçlanabilirsin. Aç kalmışsın, borçlanabilirsin… Sokakta yatıyorsun, borçlanabilirsin… Böyle bir şeyin yok, hesapsız kitapsız harcama yapıyorsun; daha çok lüks için kredi kartını kullanıyorsun. Ödenmeyecek zannediyorsunuz siz, ama icra kapıya geldiğinde her şeyi anlıyorsunuz. Mecbur kalmadıkça borçlanmak yoktur İslam’da… Ticaret erbabı da böyledir… Daha çok büyümek için faizle para alıyor. Faiz batırır, yok eder.

İMAM-ı AZAM, KAPORA “ALAMAZLAR” DİYOR

Kaporanın hükmü nedir hocam?

Şu kadar malı, şu tarihte alacağım… “Arkadaş ben riske girdim, kapora ver”… Bu kaporanın alınıp alınmayacağı konusunda İmam Azam, “Alamazlar” diyor, “Karşılıksız bir şeydir” diyor. Bence bundan da kaçmak lazım. Ama, zarara uğramışsan, zararını ispat edersen. Adam dönmüş mesela, pazarlık yapıldığı halde teslim etmemiş, sen de başka yere gitmemişsin, bir sürü zarara girmişsin, malların zarara uğramış, bunu ispat edebilirsen, zararını tazmin edebilirsin. Adamın kusuru yüzünden zarara uğramışsan bunu yapabilirsin.

Uymadığımız bir şeyi daha söylüyorum… Ölçülen, tartılan bir şeyi almışsın. Tekrar satarken yeniden tartacaksın, ölçeceksin, öyle satacaksın. İstanbul’da fabrika, sen de toptancılık yapan bir kimsesin. Fabrikaya alo diyorsunuz, “Şu maldan var mı?” var… Hâlbuki yok, imal edecek. Böyle alışveriş olmaz. Depoda şu kalitede, şu kadar mal var. Malı teslim etmeden satamazsınız dedik ya, sen de açıyorsun Van’a, “Mehmet ağa, bende şu maldan var”, “Nerde ben de arayıp duruyorum” “Kaça”… Daha fabrikadan çıkmadan malı satıyorsun, bu da olmaz. İslam’da bu yok. En azından senin TIR’ın var, kamyonun var, bu malı kamyonuna yüklediğin zaman satabilirsin. Kiralasan bile senin… Sen almışsın, yansa, yıkılsa sen riske giriyorsun. İslami kurallar olsa, her şey çok güzel olur. Biz de bunları söylüyoruz, kendimizi de fetva veren makamda görmüyoruz. Biz İmam’ı Azam’a uyuyoruz.

İSLAMİ KURALLARA UYULSA ENFLASYON KALMAZ

Hocam, alışveriş ve ticarette başka hangi hususlar var?

Mütemmim cüzü deriz biz, o malı ayırdığınızda onun değeri düşer. Ayakkabı satarken, ayakkabın altındaki kösele onun mütemmim cüzüdür, iplikleri mütemmim cüzüdür. Teferruat konuşulursa malın içine girer, ama mütemmim cüz konuşulmasa da o malın içine girer. Bir diğer husus, mal da anlaştık. Teslimden önce malda oluşan fazlalık, alıcıya aittir. Malı sattınız, mesela inek sattınız mesela, yavruladı. Alıcıya aittir… Zarar satıcıya aittir. İslam’da böyle. Zarar olsa da o malı teslim etmek zorundasınız. Görüyor musunuz, enflasyonu durduracak kuralları. Bu kurala uyarsanız, istikrarlı bir ekonomi olur.

HEYKELDEN KAZANILAN PARA MEŞRU DEĞİL. EVLERE HEYKEL DE KOYMAMAK LAZIM

Cebrail (A.S.) “İçinde suret olan ve köpek olan yere biz melekler gurubu girmeyiz” buyurmuştur. Bundan dolayı suret kelimesiyle anladığımız heykel. Ama fotoğrafa da suret derler. İslam âlemleri diyorlar ki, “Kollu bacaklı, ayaklı fotoğraf da buna dâhildir” Yaşayabilecek bir insan veya hayvan resmi. Avcı, keklik resmi koyuyor duvarına. Oraya melek gelmez arkadaş. Açığa koymayacaksınız. Ananızın, babanızın resmini çektirdiyseniz, kesinlikle açığa koymayacaksınız. Açığa koyduğunuz fotoğraf şeyh de olabilir. Asmayacaksınız… Bereket melekleri gelmiyor evinize. Bunlar Buhari ve Müslim hadisidir. Bir Müslüman evinde canlı heykel ve canlı fotoğraf da bulundurmaz. Kesik fotoğrafa izin çıkmış. Fotoğrafın bir bölümü yok, yani canlı olsa yaşayacak hükmü kalkmış. O zaman olabilir… Bugün giyim mağazalarında mankenler var. Dinen doğru değil. Yaşamayacak şekle getirecek onu. Kafasını kesecek. O zaman meşru oluyor. Ya da yarısından olacak. Dinen böyle. Bunları alıp satmak da eve sokmak da meşru değil. Heykel de İslam’da mütakavvem, değerli mal değildir. Heykeli parayla alıp satamazsınız. Bir adam heykel yapıyor, naylondan, taştan, bu da caiz değildir. Kazanılan para meşru değil. Evlere heykel de koymamak lazım.