Öğrenmek için âlimlerle yan yana oturup kalkarak hemhal olmalıyız ki ana hedefimize ulaşabilelim. Dünyanın bugünü var yarını yok. Âlim dediğimiz adamların da bugünü var yarını yok. Ana hedefimiz Allah ile buluşmaktır. Bizim bunu öğrenmemiz gerekiyor. Hedefimizi Allah’tan şaşırmamalıyız.

Peygamber Efendimiz bunlara işaret ediyor. Böyle yaparsak dört dörtlük Müslüman oluruz. Bir adama ağlayarak birisi yaklaşmış. Adam, “Niye ağlıyorsun” diye sorunca ağlayan adam, “Üstadım öldü, ona üzüldüğümden ağlıyorum” demiş. Adam, “Neden ölecek hoca seçtin be adam!” demiş.

Hoca seçmenin hedefi Allah’a kavuşmaktır. Âlimden ilim öğrenip hiç ölmeyecek olan Allah’a ulaşmaktır. Âlim vasıtadır. Efendimiz, bu hedefe ulaşabilmemiz için âlimlerle birlikte oturup kalkmamızı buyuruyor.

DÜNYA’YI GÖZÜNÜZDE BÜYÜTMEYİN

Başka bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz, “Allah cellecelalühû, insanoğlundan çıkan şeyleri dünyaya örnek verdi” buyuruyor. Ne çıkıyor bizden? Pislik çıkıyor, kan çıkıyor, idrar çıkıyor. Efendimiz bu hadisinde Allah-u Teala’nın dünya işte budur. İnsandan çıkan pislik vs. benzer. Dünyaya halis olmayın. Dünyayı tapacak şekilde gözünüzde büyütmeyin diyor. Pislik sever misiniz? Hayır, kimse sevmez. Ancak ihtiyacı olduğu kadar yaklaşır insan. Dünya da böyledir ihtiyacınız kadar yaklaşacaksınız. Asıl hedef Allah olmalı. Efendimiz kinaye olarak böyle buyurmuştur.

İNSAN NEFSİNE DÜNYA SEVDİRİLDİ

Yemek yerken, su içerken ne güzel yemek, ne güzel su diyoruz ya, yerken ne güzeldi onlar. Ama yedikten sonra? Pisliğe dönüştü. Dünya tatlıdır, güzeldir. Yeşillik, ağaçlık şey insanın hoşuna gitmez mi? İnsan bu güzellikleri sever. Böyle yaratılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de Allah cellecelalühû Al-i İmran Suresi’nde, “İnsanların nefsine dünya sevdirildi” buyuruyor. İnsanlar sever dünyayı, altın için, mal mülk için hatta saf kan bir at için bile övünür insan. Ama bunlar bugün var, yarın yok. Hadisi şerifte de bu anlatılıyor. Eğer Allah’ın yoluna, peygamberin izine uyarsak asıl güzelliğe ve sevgiye mazhar oluruz.

CAHİL ADAM KENDİNİ DÜNYAYA BAĞLAR

Dünya malına aldanmayın! Efendimiz, bunlara aldanmayın. Bunları canınız çeker, seversiniz ama ebedi âlemi unutmayın, diyor. Bunlar dünyada devamlı değil. Anca cahil adam bunlara kendini bağlar. Başkasından daha çok elde edeceğim diye dünya malı için çalışır durur. Ne namaz var, ne oruç var, ne ibadet var, ne de ahiret aklına geliyor. Kendine kalacak sanıyor. Mal mülk elde etmek için gece gündüz ömrü boyunca çalışıyor. Bir bakmışsın bir anda vefat etmiş. Kime kalıyor mal mülk. Çoluğuna çocuğuna, eşine dostuna. Onlar da Allah yolunda harcamazsa tümden vay halinize.

 

 

 

ALLAH’IN MERHAMETİ OLDUĞU GİBİ GAZABI DA VARDIR

Peygamber Efendimiz hadisi şerifin devamında, “Akıllı adam onlara kesin bağlanmaz. İhtiyacını görür. Ancak ebedi âleme gözünü diker. Dünyaya aldanmaz” buyuruyor. ‘Allah büyüktür. Allah rahimdir. O affedicidir’ diyerek haramları işleyemezsin, ahireti unutamazsın. Allah büyüktür, merhametlidir ama aynı zamanda azabı da çetindir. Allah’ın verdiği nimetleri Allah’ın emrettiği yerde kullan. Mülk edin ama onun zekâtını ver, sadakanı ver. İnsanları doyur, bir ihtiyacını gör. Hem ahireti kazan hem de dünyayı. Uzun ömür de böyledir. Hayırlı olursa nimettir. Büyük ibadet sebebidir.

İNSAN YAŞLANIR MAL EDİNME HIRSI BİTMEZ

Müslim’den aktarılan bir başka hadisi şerifte ise Peygamber Efendimiz, “İnsanoğlu yaşlanır ama mal edinme hırsı, çok yaşama hırsı hiç yaşlanmaz. Malı da sever çünkü böyle yaratılmıştır. Bunları bilin ona göre hareket edin. Bir müddet bu dünyada yaşasan, koşsan bile ölüm mutlaka seni yakalar” buyuruyor. Onun için dünyaya tapma. Sanki hiç son bulmayacakmış gibi kendini ona bağlamak yanlıştır. Peygamberimiz, “Bunları ahirete vasıta kılacaksınız. Allah’a şükrü unutmayacaksınız. Esas hedefi hiç unutmayacaksınız” buyuruyor. Rabbim bizleri dünya malına düşenlerden eylemesin.

TOPRAK PEYGAMBERLERİN CESEDİNİ ÇÜRÜTMEZ

Peygamber Efendimiz, Ebu Davud’tan aktarılan bir hadis-i şerifte, “Cuma günü bana çok salâvat getirin. Çünkü bana getirilen salâvatlar bana arz olunur” buyuruyor. Peygamber Efendimizin 300 küsur ismi var. Güşhanevi Hazretleri, “Çoğun en azı 301’dir” diyor. Yani salâvatın çok olması için en az 301 kere söylemek gereklidir. Siz salâvat getirince melekler Peygamber Efendimize, “Falan yerdeki falanca sana salâvat getirdi” derler. Efendimiz de cevaben, “Ve aleykesselam” der.

Mademki bizim selamımız Resulü Ekreme ulaştırılıyor. Bizim edepli olmamız lazım. Esneyerek salâvat getirmemek lazım. Ashab bu hadisi duyunca “Ya Resullullah nasıl olur bu iş?” diyor. Efendimiz, “Allah-u Teâlâ, tüm peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı” buyuruyor. Peygamberlerin cesetleri çürümez. Bir adam Peygamber Efendimizin yolundan ayrılmazsa, yani evliya olursa onun ki de çürümez.

Rahmetli hocamdan bizzat duyduğum olayı anlatıyorum. Gümüşhanevi Hazretleri, Kanuni Sultan Süleyman hazretlerinin türbesinin girişinde solda yatıyor. 1950’den sonra biliyorsunuz rahmetli Menderes iktidara geldi. Menderes yurt dışına gittiği zaman mutlaka bu türbeyi ve Eyüp Sultan’ı ziyaret ederdi.

Döndüğünde de böyle yapardı. Bunu biliyorum. Menderes turistlerin kabirlerin üstüne basıp fotoğraf çektiğini görünce hemen yan tarafına nakli için emir vermiş. Hocalar kabirleri taşırken, Gümüşhanevi Ahmet Ziyaeddin Hazretlerinin yetiştirdiği hocalardan Tekirdağlı Mustafa Fevzi Efendi’nin naşını sanki bugün ölmüş gibi görüyorlar. Tabi kabri taşınamayan âlimler de olmuş, kepçelerin ağzı kırılmış defalarca.

İşte Allah yolundan çıkmayanların mükâfatları böyle çok verilir. Allah bizleri sevdiği kullarının yolundan ayırmasın. Âmin.