Eğitim gündemi ile ilgili açıklamalar yapan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tam gün eğitime geçiş konusunda, “İstanbul’da biraz zorlanacağız. Özel bir seferberliğin başlatılması lazım. İnanıyorum ki, Türkiye eğitimin kalitesinin artırılması adına ikili eğitime son verecek” dedi. Bakan Yılmaz, "21’inci yüzyılın dili kodlama.Öğrencilere bilgisayar dağıtımını 5 ve 9’uncu sınıflardan başlatacağız" diye konuştu. LGS sorularının zor olduğuna yönelik eleştirilere de, "1 milyon öğrencinin 300 bini tam 500 puan alsaydı, nasıl yerleştireceksiniz? Bu sınavın amacı haksızlık yapmadan, adaletten ayrılmadan sıralamak öğrencileri" değerlendirmesini yaptı.
Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk olan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, eğitim gündemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. 2019 yılının sonunda geçilmesi planlanan tam gün eğitimle birlikte kodlama eğitimi ve diğer konularda konuşan Bakan Yılmaz, İstanbul’da tam gün eğitime geçişte biraz zorlanacaklarını söyledi. Yılmaz’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

TAM GÜN EĞİTİM PLANLAMALARI
10’uncu Kalkıma Planı'nda bu yılın sonuna kadar bir hedef konulmuş. Milli gelirden eğitime ayrılan kaynak OECD ülkelerine yaklaştırılsın diye. OECD ülkelerinde 5.2, Türkiye’de şimdi 6.2. OECD ülkelerinin önüne geçmişiz. En son 2018’de OECD’nin eğitime bakışla ilgili bir raporu yayınladı. “Türkiye eğitime diğer ülkelerde olmadığı kadar büyük kaynak aktarıyor” diyor. Şimdi kaliteyi daha da artırmak için çalışıyoruz. Bunun için de ikili eğitimi kaldırmak gerekiyor.�Öğrenci sabah alacakaranlıkta gelmesin, saat 09.00 gibi derse başlıyorsa 15.00 gibi çıksın, evine gitsin, rahat gitsin. Oynasın, o da eğitimin bir parçası. Sosyalleşsin, o da eğitimin bir parçası. Dinlensin. Bunun için 58 bin derslik ihtiyacımız var. 47 bin dersliği şu anda planlıyoruz, yapıyoruz. İnşaat halinde. Nevşehir, Tunceli, Ardahan, Bartın, Erzincan, Karaman, Burdur, Artvin, Kırıkkale, Bolu, Bilecik, Sinop, Gümüşhane ve Bayburt’ta tam gün eğitime geçildi. 2019 yılı sonunda eğitimin kalitesinin artırılması adına ikili eğitime Türkiye’de son vereceğiz. 2019 yılı sonunda İstanbul’da biraz zorlanacağız. Özel bir gayret gösterilmesi lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımızın önderlik edeceği özel bir seferberliğin sarf edilmesi lazım. Eğitimin kalitesinin artırılması adına ikili eğitime Türkiye son verecektir. Çok büyük mesafe aldık.

KLAVYELİ BİLGİSAYAR DAĞITIMI
Eğitimin kalitesini artırmak için yaptığımız hususlardan biri de isteyen evlatlarımızın bilgi otoyollarına ulaşabilmesini sağlamak. Türkiye’nin en ücra köşesindeki okulumuza bile internet bağlantımızı sağladık. Gerek uyduda, gerek fiber kabloyla. Bilgi öğrenme eskiden öğretmen aracılığıylaydı, şimdi internetten de olabiliyor. Fatih Projesi’yle 430 binin üzerinde sınıfımızı donattık. 1 milyon 400 binin üzerinde tablet bilgisayarımızı öğrencilerimize dağıttık. 21’inci yüzyılın dili kodlama. Öğretmenlerimize her 4 yılda bir, öğrencilere de 5. ve 9. sınıflarda yeni bilgisayar vereceğiz. Mevzuat, yönetmelik eksiklikleri vardı, tamamladık. Hukuki altyapı tamamlandı. Teklifler de alınmıştı. Altı bölgeden üç GSM operatöründen teklif alarak her öğrenci başına en iyi hizmeti kim verebilir diye bir görüşme yapılarak, hizmete başlayacağız.

 

YABANCI DİL PİLOT UYGULAMA SONUÇLARI
81 ilde 800’e yakın okul seçildi. Bunlardaki 100 bine yakın öğrenciye de 5’inci sınıfta haftada 15 saat İngilizce dersi verdik. Arkadaşlar şimdi bir çalışma yaptılar, henüz tamamlanmadı. Ama bana, bu çocuklar yurtdışında bir eğitime gitse doğrudan muafiyet kazanabilecek kapasiteye ulaştığını; okuma, anlama, yazma, konuşma gibi dört alandaki yetkinliğinin istenen düzeye geldiğini ifade ettiler. Bunu hem yaygınlaştırmak hem de kalıcı hale getirmek istiyoruz. Müfredatı düzenledik. Önümüzdeki dönemde bu eğitimi hem yaygınlaştıracağız, hem de eksikleri varsa ki vardır, onları da gidererek yabancı dili sorun olmaktan çıkaracağız. Rapor tamamlanınca kamuoyuna açıklayacağız.

 

LGS’DE ‘ZOR SORU’ ELEŞTİRİLERİ
Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ile ilgili bana her türlü eleştiri geldi. Ancak eğitim uzmanlarının söylediği, kesinlikle müfredat dışı hiçbir soru olmadığı. Soruların, öğrencilerin kazanımlarıyla uygun olduğu. Dersleri iyi anlayan, anladıktan sonra analiz yapabilen, öğrendiklerini unutmayan öğrencilerimizin başarılı olacağı. Hiçbir eğitim uzmanı, “Müfredatta olmayan soru soruldu” demedi. Kazanımlara uygundu. Aralık ayında örnek sorular yayınladık. Sınav sorularının onlarla uyumlu olmadığını söyleyen de olmadı. Ne bekliyorlar? Dershane eğitimcileri diye düşünüyorum, ezbere dayalı şey bekliyorlar. TEOG gibi olmasını bekliyorlar. Bu TEOG gibi olamaz. Çünkü TEOG’da her dersten iki veya üç yazılı sınav yapıyorduk, birini bakanlık olarak biz yapıyorduk. Öğretmenden öğretmene, okuldan okula değişen değerlendirme olmasın diye. 1 milyon öğrencimiz sınava girmiş 120 bin öğrencimizi yerleştireceğiz. Sorular kolay olsa, hepsi yapsa... Yeni yetişen çocuklarımız altın gibi, bütün soruları çözerlerdi hafif kolay sorsaydık, 300 bin öğrencimiz bu soruları çözerdi. Son TEOG’da 17 bin birinci olmuştu. Kolay sorsanız, o da bir eleştiri, zor sorsanız o da. Biz sınavı hazırlarken zor soralım demedik, müfredatta öğrenilenlerin günlük hayatta kullanılabilmesine baktık. Aşama aşama zorluk derecesi olacak ki, 1 milyon öğrenciyi 120 bine indirebilelim. 1 milyon öğrencinin 300 bini tam 500 puan alsaydı, nasıl yerleştireceksiniz? Hangisini fen lisesine, hangisini proje uygulayan okullara alacaksınız? Boya mı bakacaktınız, kilosuna mı? Bu sınavın amacı haksızlık yapmadan, adaletten ayrılmadan sıralamak öğrencileri. İnanıyoruz ki bu sistem, gelen eleştirileri de dikkate alarak daha iyiye ulaşacak. Ama müfredat dışı, kazanımlara uygun olmayan soru yok. Sonuçlar açıklandığında göreceğiz ki, çok başarılı öğrencilerimiz de olacaktır.

LİSELERE GİRİŞTE TERCİH SAYISI 15
Öğrencilerimizden hiçbirini istemediği hiçbir okula göndermeyeceğiz. Bunu gerçekleştireceğiz. Gönülsüz aş ya karın ağrıtır ya baş derler. Kendi evladınıza ne yapılmasını istiyorsanız, başkasının evladına da onu yapın. 18 milyon evladım var, bize emanet edildi. En büyük sorumluluk, hiçbirini istemediği okula yerleştirmeyeceğiz. Detaylarını bir kılavuzla açıklayacağız. Ancak 5 tane fen ve proje okul uygulayan sınavla alan okullardan tercihte bulunulacak. 5 tane evine yakın okulları seçtireceğiz. 5 tane de daha uzakta, pansiyonu olan okul seçme hakkını vereceğiz. Her öğrencimize 15 okul seçme hakkı vereceğiz. Kimseyi tercih etmediği okula göndermeyeceğiz. Her alanda 5’er olmak üzere 15 okul tercihinde bulunacağız.

 

MUHALEFET ELEŞTİRİSİ
Muharrem İnce 1+8+4 diyor, 1’de başlayacaksın, hiçbir kesinti olmayacak yani yönlendirme de olmayacak. Bu, çağdaş eğitime aykırı. Milli Eğitim Temel Kanunu’na da aykırı. Çünkü yöneltme ilköğretimde başlar, yanılmaları önlemek için ortaöğretimle devam eder. Bilimsel eğitimde yönlendirme anasınıfından başlar, hangi çocuğun güzel sanatlara yatkınlığı var, yeteneği var? Bunlara bırakın ilköğretimi, okul öncesi eğitimde başlamak lazım. Eğitimin kalitesini arttırmak için okul öncesi eğitime de önem veriyoruz. Okul öncesi eğitimde Şırnak’ta yüzde 85, Hakkari’de yüzde 90, Erzincan’da yüzde 99 oranında. İstiyorlar ki 15 yaşından sonraya bırakılsın yönlendirme. 15 yaşından sonra hangisinin eline İngiliz anahtarı vereceksin? Tornayı yap diyeceksin? Meslek eğitimini böyle yaparak 28 Şubat’ta öldürdüler. Şimdi biz onların hatalarını düzeltmek için uğraşıyoruz. İstiyorlar ki bu ülkenin evlatlarına kendi değerlerimizi öğretmeyelim. Ne olacak, hafızlık ortadan kalkacak. Milletin değerleriyle niye kavga edersin. Zaten Türkiye’de 100 kişiden 12 kişi imam hatiplere gönderiyor. Sen göndermiyorsan, tamam. Bırak gönderenlere mani olma. 100 kişiden 12’sine bile tahammül edemiyorlar. Bunun çağdaşlıkla alakası yok.

BİRLEŞTİRİLMİŞ SINIF UYGULAMASI
Birleştirilmiş sınıf, öğrenciler arasında dayanışmayı da artırdığından sosyalleşmelerine katkıda bulunur diye araştırma da var. Birleştirilmiş eğitimi kaldıracağım, köy okulunu açacağım diyorlar. Ancak o kadar öğretmen verebilecek misin sınıflara? Taşımalı eğitim, iki kişilik sınıfı başka okula taşıyıp öğrencinin sosyalleşmesini de sağlayan bir uygulama. 668 bin öğrenci ikili eğitim alıyorken biz bunu 168 bin 870’e düşürdük. 584 binin üzerinde öğretmen ataması yaptık. 3 öğretmenden 2’sini biz atadık. Öğrenci başına düşen öğrenci sayısı biz geldiğimizde 28 idi. Çağdaş ülkelerde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı bakımından gerideydik. Şimdi 17’ye düştü. Çağdaş ülkelerdeki kriterleri yakaladık. Güney Kore’de, Japonya’da 17. Fransa ve İtalya’da bizden daha fazla bu.

ÖĞRETMEN İHTİYACI
100 bin gibi bir öğretmen ihtiyacımız var. 25 bin öğretmenimizin atamasını bu yıl gerçekleştireceğiz. Aradaki fark, öğrencilerimizin öğretmensiz kaldığı anlamına gelmiyor. Ücretli öğretmenlikle her bir öğrencimizin hangi alanda öğretmen ihtiyacı varsa onu karşılayabiliyoruz. Sözleşmeli öğretmenlik bir ihtiyaçtan doğdu. Kimse durduk yere bunu yapmak ister mi? Sizi istihdam etmek istiyoruz, bilgilerinizi öğrencilerinize aktarmanızı istiyoruz. Ancak 6 yıl, 4+2 çalışacaksınız. 10’uncu Kalkınma Planı’nda bir tabir var, bölgeler arası eşitsizliğin giderilmesi lazım. İstanbul’da, Ankara’da ne varsa, Bitlis’te, Şırnak’ta da o olsun. Beşeri eşitsizliklerin giderilmesi için de doğu bölgelerindeki öğretmen sayılarının artırılması gerekiyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine atanan yaklaşık 170 bin öğretmenden 120 bine yakını bir yıl sonra o bölgeden ayrıldı. Hakkari’ye yaptığım ziyarette bir okul müdürü bana, “İki öğretmenler toplantısını aynı öğretmenlerle yapmadım” dedi. Öğretmenler, aile bütünlüğü gibi mazeretler nedeniyle bu bölgelerde kalmıyor. Öğretmenler, tüm öğrencilerini bir yıl içinde yeterince tanıyamaz. Öğretmenlerin, öğrencilerinin ailelerini, ev ortamlarını ve yaşamlarını bilmeleri gerekiyor. Sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılması halinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde öğretmen tutamayız. Uygulamayı ihtiyaç sebebiyle sürdürüyoruz. O bölgede 90 kişilik sınıflar vardı, şimdi 20 kişilik sınıflara düşüyor. Beşeri eşitsizliği gideriyoruz.

ÖĞRETMENE MÜLAKAT
Mülakat olacak mı diyorlar? Aday öğretmenler en az bir yıl fiilen çalışıp, performans değerlendirmesine göre başarılı olmak kaydıyla yapılacak yazılı ve sözlü sınava girmeye hak kazanırlar. Sözlü sınavda öğretmenlerden bir konuyu kavrama, özetleme ve muhakeme gücü, iletişim becerileri, ikna kabiliyetleri ölçülüyor; bunu mülakatsız nasıl anlayacaksın? Milli eğitim temel kanununda olan bir şey bu. Öğretmen ifade edebilmeli; çağdaş, bilimsel, teknolojik gelişmeleri takip edebilmeli. Bunları mülakat yapmadan nasıl anlayacaksın?

OKULLARA KARNE SİSTEMİ
Her bir okulumuzun karnesi olacak. Gerçekten başarılı, nitelikli okullarımız var. Uluslararası yarışmalarda birinci oldular. Ürettikleri toplumun ihtiyaçlarına cevap verir nitelikte. Engelli, evine girdiğinde ışığa baktığında ışık yanıyor. Bunu öğrencimiz yapmış. Buna benzer proje Çin’de ikincilik ödülü aldı. Karne sistemine imam hatiplerde başladık, diğerlerine aktaracağız.

PERFORMANS SİSTEMİ ELEŞTİRİLERİ
Öncelikle öğretmene performans değerlendirmesi bir çalışma. Eğitim yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin mutabık olacağı bir çalıştay sonucunda bunu nihayete erdireceğiz. Eğitim fakültelerine gönderdik. En fazla üyesi olan sendikalara gönderdik. Görüşler geldi. Arkadaşlarımız üzerinde çalışıyor. Okul müdürleri zaten her öğretmen hakkında değerlendirme yapıyor. Temel Eğitim Kanunu’nu okudum, orada var. Öğretmen yeterliklerinin ayrılmaz parçası, öğretmen performansı. Öğretmen neyi bilmeli ve neyi yapabilmesi beklenir. Bu cezalandırma anlamında değil. Hangi alanda öğretmene hizmet içi eğitim vereceksin; hangilerini fen lisesine, hangisini proje liselerine öğretmen yapalım, hangisine ilave puan verelim diye yapılan bir çalışma. Başarıyı ödüllendirmek için yapılıyor. Bu ülkede 18 milyon evladınız var, onların ailesi var, bu sistemi kaldırmak onlara karşı sorumsuzluktur. Öğretmenlerimizin istediği, çağdaş dünyanın uyguladığı, bilimsel gerçekliklerle uyumlu bir değerlendirme sistemi kuracağız. Öğretmenlerle birlikte bunu hayata geçireceğiz. Hangi kurumda performans ölçülmez? Fabrikaya giriyorsun ama ürün ne çıktı bilmiyorsun, böyle bir ülke olabilir mi?

SAKARYA’DA YAVRU KÖPEĞİN PATİLERİNİN KESİLMESİ
Biliyorsunuz müfredatımızı güncelledik. Bunun güncellenmesi 10’uncu Kalkınma Planı’nda yapılması gerekenler arasındaydı. Yaptığımız sadeleştirme olacaktı, günlük hayatla alakası olacaktı, değerler eğitimi olacaktı. Değerler eğitimi; sevgi, saygı, sabır, destek, yardımlaşma gibi. Bu değerler eğitimi kapsamında hayvan sevgisi de var. Hayat bilgisi, Türkçe, insan hakları ve yurttaşlık dersinde hayvanlarla ilgili kazanımları öğrencilerimizin almasını istiyoruz. Doğada hayat ünitesinde, öğrencilerin yakın çevresinde bulunan hayvanları izlemelerini söylüyoruz. Bir hayvana iki-üç gün bakarsanız, onunla aranızda bir bağ, sevgi oluşuyor. Bu, sorumluluğu da artırıyor. Eğitimin bir amacı da kişiye sorumluluk yüklemek, bunun gereğini yerine getirmek. Hayvan hakları da var müfredatta. Fen bilimlerinde bir hayvanın bakımını üstlenip rapor etmesini istiyoruz. İnsan hakları ve yurttaşlık dersinde, her canlıya karşı bir sorumluluğun var diyoruz. Bitkiye, doğaya karşı da, hayvanlara karşı da. O yüzden diyoruz ki; kendisiyle, çevresiyle barışık mutlu ve sağlıklı bireyler yetiştiren eğitim sistemine sahip olmak bizim amacımız. Epey mesafe aldık ama daha yapılması gerekenler olduğunu biliyoruz. Yeni yetişen neslin hayvanlara sevgisi eskiye göre daha fazla. Eskiden belediyelerin itlaf ekipleri vardı. Bu dönemden, şimdi belediyeler bunları alıyor barınaklara, hayvan parklarına alıyorlar, ilave bakım ünitelerini kuruyorlar. Bizim kültürümüzde var.

ÖĞRETMENLERE EK GÖSTERGE
Bütün öğretmenlerimize 3.600 ek gösterge vereceğimizi Cumhurbaşkanımız açıkladı. Polislere, din görevlilerimize, sağlık alanında çalışanlara da vereceğimiz söylendi. 1 milyon öğretmenimiz var, toplam kamunun 3’te 1’ince yakın. şu anda emekli olmuş öğretmenlerimiz de bu haktan faydalanacaklar. Bakanlığımızda bir çalışma yapılıyor. Her öğretmenimiz 500 liranın üzerinde, emekli olanlar bir ilave kazanım elde edecekler. Öğretmen strateji belgemizde, öğretmenlerle ilgili yasal düzenlemenin yapılması orada da belirtilirdi. Bu belgemizin kanuna dönüştürülmüş hali bu çalışmanın esası olur. Her yıl mutlaka engelli ataması yapıyoruz. Dışarıda kalan istiyor ki, kontenjan artsın. Öğretmenlerimize, engellilerimize ilave atama olsun. Türkiye büyüdükçe, bu sayılar da artacaktır diye düşünüyorum.

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU: Bu konuda Öğretmen Strateji Belgesi yayınlandı. Bu belgede öğretmenlerle ilgili Meslek Kanunu’nun yapılması belirtildi. Dolayısıyla bir yasal dayanağı da var. İnşallah bunu da yapacağız. Öğretmen strateji belgemizin bir şekilde kanuna dönüştürülmüş hali bu çalışmanın esası, çerçevesi olur.

ENGELLİ ÖĞRETMEN ATAMASI: 2002 yılına kadar kamuda istihdam edilen engelli sayısı 5 bin, şimdi bizim dönemimizde 50 bin. Bakın 80 yılda yapılanın bir, iki, üç, dört katı değil, 80 yılda yapılan kadar da demiyoruz. 80 yılda yapılanın yaklaşık 10 katı kadar biz engelli atadık. Şimdi 500 öğretmen, geçen yıl da 1.500 öğretmen ataması yaptık. Dolayısıyla her yıl mutlaka engelliyi atıyoruz ama geçmiş dönemlerle kıyaslanamayacak kadar bir atama.