Abdurrahman Gazi Türbesi de böyle bir niteliğe sahip olup, Erzurum merkeze sekiz km. uzaklığında Palandöken dağının 
Şığveler eteğinde şehre hakim bir mevkidedir.
abdurrahman gazi türbesi ile ilgili görsel sonucu
Hz. Peygamber' in İslam orduları Erzurum'u fethederken, sancaktarı Abdurrahman Gazi'nin kellesi bir düşman kılıcı ile
kopardır ve yere düşer. Kellesini koltuğuna alan Abdurrahman Gazi elinde bulunan İslam'ın sancağını Palandöken'in en yüce
noktasına dikmek üzere dağa, yokuşa doğru koşmaya başlar. Kellesi koltuğunda, sancağı elinde olan Abdurrahman Gazi
Palandöken Dağı'ndaki "Şığveler" mevkiine gelince dağda bulunan çobanlar evvela dona kalırlar, sonra biri dayanamayıp,

- Olaa kafası koltuğunda hala koşuyor! Diye bağırır.

Kem göz orada onu nazara getirir ve olduğu yere düşer
kalır. Gazilik ve şehitlik rütbesiyle ruhunu teslim eder.

Diğer bir rivayete göre, Hz. Ömer'in zamanında Abdurrahman Gazi'nin vücuduna bir illet arız olur ve doktorlar soğuk beldelerde bulunmasını tavsiye eder. Bunun üzerine
Erzurum'a gelirken yol esnasında vefat eder ve günümüzde bulunduğu yere defnolunur. Hatta mezarının başında bayılanlara
şifa bulması için "yeşil yaprak" verdiği de söylentiler arasındadır. Abdurrahman Gazi 'den ilk bahseden en eski Osmanlı vesikası
1 529 yılında Kanuni adına Erzurum ve havalisinin tahririni veren il yazıcı defteridir. Eski tapu kayıtlarında Peygamberin ikinci
bayraktarı Seyit Abdurrahman, Seyit Abdurrahman Dede, Esseyit Abdurrahman Çelebi, Gazi Abdurrahman Çelebi gibi farklı
isimlerle kayıt olunmuştur. Ancak daha sonraki tapu defterlerinde ve başka arşivlerde, Abdurrahman Çelebi' nin alemdarlık vasfı
yoktur.
Türbeye önceleri Sultan Abdülmecit zamanında Ahmet İzzet Paşa'mn yaptırdığı camiden girilirken daha sonraki restore ve bakım çalışmalarından sonra girişler ayrılmıştır. Türbe, 1 794 yılında Erzurum valisi Yusuf Ziya Paşa'mn eşi Ayşe Hanım tarafından yeni baştan
yaptırılmışçasma onardır. Cami türbeden sonra 1797 yılında yaptırılır. Daha sonra cami ve türbe Erzurum belediyesince
yeniden yaptırılmış ve restore edilmiştir. 195 8 'de ordu komutanı olan Cemal Gürsel' in bu türbeye yol yaptırdığı ve bir halı hediye
ettiği söylenir. 1980'lerde bugünkü türbe şadırvanı ve caminin yapılmasıyla ziyaretgah olarak önemi artar. Türbe, ortası kemerli
iki taş kubbeden müteşekkildir. Kubbelerden açılan iki pencereden ışık almaktadır. Yan tarafında da iki pencere bulunur. Kubbelerin
altında 4,85 m. uzunluğunda yerli taştan sandukası, sarıklı serpuşlu baştaşı bulunan bir mezar vardır. Sanduka ve baştaşı gayet basittir.
Mescit ve türbe gibi hiçbir mimari özelliği yoktur.