ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 19 yıldır geleneksel olarak yayınladığı Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu’nun sonuncusu salı günü yayınlandı.

Ayasofya’nın statüsünden, cemaatlerin faaliyetlerine kadar birçok konuya değinilen raporda skandal ifadeler yer aldı.

Kendi topraklarındaki, “ırkçılık, İslam düşmanlığı, ayrıcalıkları” görmezden gelerek kendine dünyanın jandarması rolünü biçen ABD’nin hazırladığı skandal ifadelerle Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu’nda Türkiye’ye yönelik çelişkilerle dolu ifadeler kullanıldı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında cemaat ve tarikatlara yönelik getirilen yasakların savunulduğu raporda, “Hükümet Türkiye’deki tarikat ve cemaatlere yönelik resmi yasağı zorlamıyor; bu gruplar yaygın ve aktif olmayı sürdürüyor” ifadeleri dikkat çekti. Türkiye’deki azınlık grupların nüfusa oranına ilişkin rakamların da yer aldığı raporda en dikkat çekici bölümlerden birisi de Ayasofya oldu. Ayasofya’nın mevcut statüsünün korunması gerektiğine vurgu yapılan raporda, Ayasofya için “Ortodoks Kilisesi” ifadesi kullanılması gözlerden kaçmadı.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı 2016 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu'nda, Anadolu Gençlik Derneği'nin onbinlerce kişiyle Ayasofya önünde namaz kılıp, cami olarak açılmasını talep etmesi de bulunuyor. Durumdan rahatsız olan Amerikalılar, "Ayasofya’nın birlikte yaşamanın sembolü olarak muhafaza edilmesi gerektiği" yorumunda bulunuyor.

BU FOTOĞRAFTAN ÇOK RAHATSIZ OLOMUŞLAR. 

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ AYASOFYA ÖNÜNDE SABAH NAMAZI KILMIŞTI. 

AYASOFYA CAMİ OLARAK AÇILSIN DENMİŞTİ.

AGD NAMAZ KILDI ile ilgili görsel sonucu

Ayasofya’nın yapısı korunsun!

“İslami grupların Ayasofya’da dâhil bazı Ortodoks kiliselerin camiye dönüştürülmesine yönelik kampanya yapmayı sürdürdü” ifadeleri ile Müslümanların taleplerinin görmezden gelinmesi gerektiğini belirten raporda, Ayasofya ile ilgili şu ifadelere yer verildi. “50 yıldır müze olarak kullanılan Trabzon’daki Ayasofya Kilisesi’nin 2013 yılında camiye dönüştürülmesinin ardından diğer kiliselerle ilgili kampanyalar yoğunlaştı. 28 Mayıs 2016’da binlerce kişi İstanbul’un fethinin 563. yıl dönümü nedeniyle Ayasofya önünde namaz kıldı. İstanbul Başkonsolosu görüşmelerinde Ayasofya’nın birlikte yaşamanın sembolü olarak tarihsel önemine dikkat çekti.”

Ayasoya'nın müzeye dönüştürülmesine sebep olan bir Amerikalı olan "Whittemore" adlı zenginlerin tarihi eser kaçakçısıdır. Restorasyon adı altında nice mozayik çalmışladır. Yıllarca tamir gösterip burayı müze yaptırmışlardır.

“Cuma namazı düzenlemesi, Başörtüsü serbestisi”

Raporda, Hükümetin kamu görevlileri için getirdiği kolaylıklara da yer verilmesi de dikkatlerden kaçmadı. “Ocak 2016’da hükümet kamu görevlilerinin cuma günleri öğle aralarında cuma namazına gidebileceğini duyurdu” denilen raporda, “Ağustos 2016’da ise hükümet kadın polislerin başörtüsü kullanmasına ilişkin yasağı kaldırdı” ifadelerine yer verildi.

İmam Hatip rahatsızlığı

Raporda İmam Hatip okulları ile ilgili de şu ifadelere yer aldı: “Hükümet, devlet liselerine sınırlı sayıda öğrenci kabul ederek TEOG sınavında iyi puan alamayan on binlerce öğrenciyi devlet eliyle işletilen din okulları olan imam hatiplere gitmek zorunda bıraktı. Bazı düz liseler imam hatiplere çevrildiği için coğrafi olarak o okullara gitmek zorunda olan ancak dini eğitim tercih etmeyen öğrenciler imam hatiplere maruz bırakıldı. İmam hatiplere kayıtlı öğrenci sayısı bir yılda 100 binlik artışla 1 milyondan 1,1 milyona çıktı. Laik düşüncedeki velilerin eleştirileri hükümetin eğitim politikasında laiklik yerine dini eğitimi tercih ettiğine ilişkin endişeler içeriyor.”

FETÖ elebaşı da raporda yer aldı

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tilelrson’un açıkladığı raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri de Fetullahçı Terör Örgütü’ne ilişkin değerlendirme oldu. Raporda, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için “Amerika’da kendi isteğiyle sürgünde olan Müslüman din adamı Fethullah Gülen ve hareket” tanımlaması yapılırken, bu hareketin Türk hükümeti tarafından “terör örgütü olarak görüldüğüne” dikkat çekildi. Raporda, “medyanın Fethullah Gülen’in öncülüğündeki hareketten etkilenen 200 bin ila 4 milyon kişinin olabileceğini tahmin ettiği” aktarıldı. Raporda FETÖ üyesi olduğu için kamudan ihraç edilenlere de dikkat çekildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 1043 özel okulun FETÖ ile ilişkili olduğuna dikkat çekilen raporda bu okulların bir kısmının İkam Hatip’e dönüştürüldüğünün altı çizildi.

Raporda, hükümete, Fener Rum Patrikhanesi’nin ‘ekümenik’ sıfatının tanınması ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına yönelik mutat çağrıları da yer aldı.

Yani bu isteklede Bizans'ın yeniden kurulması isteniyor. Dünyanın ilk Bizans Enstitüsünü Amerikalılar kurdu. Bu Enstitü aynı zamanda Ayasofya'yı müzeye çevirdi.

2,5 MİLYARLIK MÜLK İADE EDİLMİŞ, BEĞENMİYORLAR

Türkiye Hükümeti’nin açıklamasına göre, 2003-2014 yılları arasında yaklaşık 2,5 milyar lira değerinde olan binden fazla mülk iade edildi veya bedeli geri verildi. Örneğin 2013 yılında Mor Gabriel Manastırı’nın 244 bin metre karelik bölümü Süryani Vakfı’na iade edildi. Fakat Mor Gabriel’le bağlantılı diğer davalar hala AİHM’de görülmeyi bekliyor, bu davaların arasında Süryani toplumuna ait 320 bin metrekarelik bir parselin daha iade edilmesi talebi var.

Türkiye Hükümeti’nin verilerine göre 2015 itibariyle mülk iadesi için yapılan 1560 başvurudan 33’üne mülkleri geri verildi, 21’i içinse tazminat ödendi. Örneğin 2015’in Ekim ayında Mardin’deki Mor Hananya Manastırı’nın büyük bir kısmı iade edildi. Aynı ay, 175 günlük bir direnişin ardından Kamp Armen de (Gedikpaşa) Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı'na iade edildi.

RUHBAN OKULU'NU AÇMAK İSTİYORLAR

Türkiye hükümeti ayrıca dini azınlıkların ruhban yetiştirme imkanı olduğu gerçeğini de reddediyor. Heybeliada Ruhban Okulu 1971 yılından beri kapalı. Ermeni toplumu da 16 okulu bulunmasına rağmen Ruhban okulu eksikliği çekiyor.