4 Mayıs 2018 Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hazırladığı Cuma Hutbesi.

Diyanet Haftalık 04.05.2018 tarihli güncel hutbe konusu ne oldu?

 

Hutbe İçeriği Perşembe günleri yüklenmektedir.

cuma hutbesinde dikkat edilecek hususlar ile ilgili görsel sonucu

 cuma hutbesinde dikkat edilecek hususlar ile ilgili görsel sonucu

Cuma günü Hutbe okurken nerelere dikkat edilmelidir?


Cumada imam hutbeye çıkmak üzere iken içeri giren kimse, oturup bekler. Kılamadığı ilk sünneti de, Cumanın farzını kıldıktan sonra kılar.

Şayet imam henüz hutbeye çıkmak üzere ayağa kalkmamışken gelip de sünnete başlamışsa, acele ile iki rek'at kılıp o anda başlamış olan hutbeyi dinler. Şayet hutbe ikinci rek'atı kıldıktan sonra başlarsa, bu defa sünneti acele ile 4 rek'ata tamamlamak gerekir.

* Cuma namazı kadınlara ve misafirlere farz olmadığı halde, camiye gidip kılsalar, öğle namazı yerine geçer. Ayrıca öğle namazı kılmaları gerekmez. Nitekim gayr-i müslim memleketinde (dâr-ı harb) olanlar için de durum aynıdır. Kendilerine cuma farz olmadığı halde toplanıp kılsalar, bu namaz öğle yerine geçer.

* Cuma namazı kılmayan kimselerin, öğle namazını cemaatle kılmaları mekruhtur.

Ayrıca Cuma namazı kılmayan kimseler, öğleyi kılmayı Müslümanların Cuma namazını kılmalarından sonraya bırakmalıdırlar. Bu sünnettir. Bir beldede Cuma kılınmadan evvel, Cuma kılamayan kimselerin öğle namazlarını kılmaları mekruhtur.

* İmama teşehhüdde veya sehiv secdesinde yetişen kimseler, imam selâm verdikten sonra, kılamadıkları rek'atları tamamlarlar.

* Cuma namazının kırâeti sesli yapılır. Aynen sabah namazının farzı gibi kılınır.

* Cuma namazına yetişmek için abdest almaya vakit bulamayan kimse, hemen teyemmüm edip de namaza yetişeyim diyemez. Çünkü Cumayı kaçırsa, yerine öğle namazını kılabilir. Ama bayram ve cenaze namazları böyle değildir. Onlara yetişmek için vaktin darlığından dolayı teyemmüm yapabilir. Zira bu namazların geçmesi halinde yerine geçecek başka bir namaz yoktur.

* Namazı bozan şeyler Cumayı da bozar. Ayrıca Cuma kılınırken öğle vaktinin sona ermesi de Cumayı bozar.

Cuma gününde Müslümanlar bir araya gelir, topluca Cuma namazı kılar, birbirleriyle görüşüp kaynaşırlar. Bu hususta şu âdâba dikkat etmek lâzımdır:

1 - Cuma gününe imkânı olanlar sabahtan hazırlanmalıdırlar. Bu hazırlık, gerekli temizliği yapıp abdest almak, yeni ve temiz elbiseler giyip güzel kokular sürünmek, vekar ve ciddiyet içinde erkenden camiye çıkmak gibi hususlardır.

Bu konuda hadîs-i şerîflerde şöyle buyurulur:

"Kim ki Cuma günü elbisesini temizler, yıkanır, erkenden de camiye gider, imama yakın oturur ve imamı dinlerse, iki Cuma arasındaki günahlarına, hattâ üç gün de ziyadesiyle keffâret olur."

"Cuma günü olunca melekler mescidin kapısında oturur ve sıra ile ilk gelenleri kaydederler."

"Üç şey var ki, insanlar bunların faziletini bilseydi onları ede etmek için yarışırlardı. Onlar da: Ezan okumak, birinci safa yetişmek ve erkenden Cuma'ya gitmektir."

2 - Cuma günü için gusletmek. Cünüplükten kurtulmak için gusledilse de olur. Hadîs-i şerîf'te:

"Cuma günü abdest almak çok güzeldir. Fakat gusletmek daha da güzel ve faziletlidir" buyrulmuştur.

3 - Cuma günü, Cuma namazından önce veya Cuma gecesi, Kehf, Duhan veyahut Yâsîn, yahut da başka bir sûre okumak; bu da olmazsa Kur'an'ın herhangi bir yerinden okumak.

Bu mübarek günü, İlâhî kelâmın nûru ile tezyîn etmek güzel bir amel, sevablı bir iştir.

4 - Cuma namazı için camiye girince, henüz hutbe başlamamış ise, kıbleye yakın boş bulunan bir yere oturmak, hatib minbere çıkınca onu can kulağı ile dinlemek.

5 - Hatib minberden inerken mihraba geçmesi için ayağa kalkmak. Bu, minber ile mihrab arasında oturanlar içindir.

6 - Hatibin hutbesinden öğüt almak.

7 - Cuma günü Peygamberimize bol bol salâvat getirmek de müstehabdır.

Hadîs-i şerîfte salâvatın mağfirete vesîle olacağı bildirilmiştir.

8 - Cuma günü fakirlere sadakalar dağıtmak da müstehabdır. Mükâfatı iki katlıdır..

DİYANET HAFTALIK HUTBE 

KESİNTİSİZ HAYIR ÇEŞMESİ: VAKIFLAR

Aziz Müminler!

Hz. Ömer (r.a) Hayber’de bir hurma bahçesine sahip olmuştu. İlk defa böylesine güzel bir bahçesi oluyordu. Resûlullah’ın (s.a.s) huzuruna gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben bu malımla Allah’ın rızasını kazanmak istiyorum. Onu nasıl değerlendirmemi uygun görürsünüz?” Peygamberimizin bu arazi ile ilgili tavsiyesi, asırlar boyu sürecek vakıf medeniyetinin temel taşlarını oluşturacak nitelikteydi. O (s.a.s) şöyle buyurmuştu: “Dilersen aslını vakfet. Mahsulünü de sadaka olarak dağıt.” Bunun üzerine Hz. Ömer, aslının satılmaması, hibe edilmemesi ve miras bırakılmaması şartıyla bahçesini vakfetti. 1

Değerli Müminler!

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilahi mesajları ve Peygamber Efendimizin örnek hayatı, İslam tarihi boyunca Müslümanları hayır yapmaya teşvik etmiştir. “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”2 ayetini kendilerine şiar edinen Müslümanlar, infakı kalıcı hale getirmeye gayret etmiştir. Hem sahabiler hem de onları takip eden nesiller, vakıfların kesintisiz birer hayır çeşmesi olduğu bilinciyle hareket etmiştir. Böylece İslâm dünyasının dört bir köşesi, iyiliğin insanlığa ulaştığı en değerli kaynaklar olan vakıflarla donatılmıştır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Vakıf, Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma umuduyla harcanan malın, kalıcı bir iyilik haline gelmesidir. Vakıf, Rabbimizin ikramı olan servetle, şefkat ve merhamet köprüleri inşa etmektir. Vakıf, müminin kendisine emanet edilen mülkü ibadete dönüştürebilme çabasıdır. Vakıf, insanı incitmeden, sağ elin verdiğini sol ele duyurmadan hayırda bulunmanın adıdır. Kardeşlerim! Bencilliği ve hırsı bir kenara bırakarak, cömertliğe ve ihsana yapılan yatırım, vakıf eliyle süregelen bir sevaba dönüşür. Medeniyetimiz, yolcuya barınak, yoksula aş, işsize iş, borçluya destek, öğrenciye aile olan nice vakfa ev sahipliği yapar. Vakıflarımız, yetimler için şefkat yuvası, hastalar için şifa kapısı, muhtaçlar için yardım eli, yaşlılar için huzur vesilesidir. Ormanların, yaralı ve yuvasız hayvanların korunması için kurulan tarihî vakıflarımız, sadece insana değil, canlı-cansız bütün varlık âlemine şefkat nazarıyla bakmanın eşsiz örnekleridir.

Aziz Müminler!

Âlicenap ecdadımızın yurt içinde ve yurt dışında kurmuş olduğu vakıflardan bugün de istifade ediyoruz. Camiler, çeşmeler, hanlar, kervansaraylar, kışlalar, hastaneler, kütüphaneler ve daha nice hayır hizmeti, atalarımızın yadigârı olarak yaşamaya devam ediyor. Geliniz, geçmişten devraldığımız bu yüce emaneti koruyalım; engin bir gönülle vakıf geleneğimizi güçlendirelim. Mayasında samimiyet olan, yeryüzünde hayrın ve hasenatın, iyiliğin ve güzelliğin hâkim olması için kurulan vakıflarımıza sahip çıkalım.

Kıymetli Kardeşlerim!

Hayırsever milletimizin yardımlarını yedi iklim dört bucakta ihtiyaç sahiplerine ulaştıran Türkiye Diyanet Vakfımız, ülkemizde ve dünyanın kritik coğrafyalarında camiler inşa etmektedir. Ezanı mukaddes bilen milletimiz, Başkanlığımız ve Vakfımız tarafından yakın zamanda başlatılan ve halen devam eden “Bir Tuğla da Benim Olsun” kampanyasına yoğun ilgi göstermektedir.

Bu sebeple siz kadirşinas cemaatimize teşekkürü bir borç biliyoruz. Cenab-ı Hak yapmış olduğunuz yardımları dergâh-ı izzetinde kabul eylesin. Gönderdiğiniz en küçük bir yardım belki Kosova’da, belki Cibuti’de, belki de ülkemizin herhangi bir ilindeki üniversite camiinin duvarında bir tuğlamız olacaktır. Hutbemi Peygamber Efendimizin şu hadisiyle bitirmek istiyorum:

“İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye yani faydası süregelen hayır, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.”3 1 Müslim, Vasiyye, 15. 2 Âl-i İmrân, 3/92. 3 Müslim, Vasiyye, 14.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

diyanet haftalık güncel hutbeyi indirmek için burayı tıklayınız