29 Eylül 2017 Cuma tarihli Diyanet haftalık cuma hutbesini sayfamızdan okuyun ve indirin.

Bu hafta Camiler haftasına girildiği için hutbe camiler konulu olurdu ve böyle oldu.

işte bu haftanın Türkiye geneli DİYANET hutbesi

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.

CAMİ, ŞEHİR VE MEDENİYET

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Geliniz! Bugünkü hutbemizin başında yarın idrak edeceğimiz Âşûre gününü ve asırlardır hepimizi hüzne boğan Kerbelâ’yı yâd edelim. Şehitlerin ser çeşmesi, cennet gençlerinin efendisi, Allah Resûlü’nün iki güzide torunundan biri, müminlerin gözbebeği Hz. Hüseyin’i hayırla analım. Bu vesileyle Resûl-i Ekrem Efendimize ve onun ehl-i beytine salât ve selam gönderelim. Kardeşlerim! Geliniz! Bugünkü hutbemizde bir de camiyi ve çeyrek asrı aşkın bir süredir kutladığımız Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı hatırlayalım. Camiyi yeniden şehrin kalbine, hayatın merkezine yerleştirmenin, medeniyetin beşiği haline getirmenin yollarını arayalım. Mescidin, mabedin, hayatımızda ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşünelim.

Aziz Kardeşlerim! Yüce Rabbimiz, hutbemizin başında okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda olmaları umulanlar bunlardır.”1 Peygamber Efendimiz (s.a.s) de hutbemizin başında okuduğum hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “Şehirlerin Allah’a en sevimli olan mekânları camilerdir.”2

Aziz Müminler! Camiler, İslam medeniyetinin kalbidir. Medeniyetimizde hiçbir şehir, camisiz, mabetsiz düşünülemez. Peygamberimiz (s.a.s.), Medine’ye vardığında ashabıyla birlikte Medine’nin kalbine derhal Mescidi Nebevi’yi inşa etmiştir. Mescid-i Nebevi, Medine’nin merkezi, medeniyetin beşiği olmuştur. İlim, irfan, ahlak, adalet, sevgi, saygı, şefkat, merhamet gibi değerler, dünyanın dört bir yanına dalga dalga bu kutlu mekândan yayılmıştır. O günden bugüne İslam beldeleri, camilerin etrafında şekillenmiştir. Hâsılı cami, şehrin ruhu olmuştur.

Kıymetli Kardeşlerim! Biz müminler için hayattır cami. Zira camide yalnızca Allah’a kul olmanın, sadece O’nun huzurunda eğilmenin hazzını iliklerimize kadar hissederiz. Camiler, bizi hayatın bitmek bilmeyen hengâmesinden çekip alır. Manevi iklimiyle yeni bir şuur kazandırarak tekrar hayata katar. Duygu ve düşüncelerimizi ilmek ilmek dokuyarak bizi eğitir. Bu yönüyle camiler bizim için her daim bilgi ve hikmet, ilim ve ahlak mekânlarıdır. Rabbimizi, Dinimizi, Kitabımızı, Peygamberimizi, kardeşliğimizi ve hayatı öğrendiğimiz mekteplerdir. Camiler, Rahman’ın huzurunda kalplerimizi birleştiren yerlerdir. Camiler, omuz omuza saf tutarken, birlikte kıyam ederken, rükû ve secdeye varırken sahip olduğumuz birlik ruhunu toplumumuza taşıyalım diye inşa edilir. Camilerimiz, elinden ve dilinden emin olunan “güvenilir mümin”, kendisine gıpta edilen “örnek insan” şuurunu evlerimize, mahallelerimize, ülkemize ve insanlığa taşıyalım diye yapılır.

Muhterem Kardeşlerim! Camiler, varlığıyla İslam beldelerinin bağımsızlığının göstergesidir. Minaresiyle tevhidin sembolüdür. Ezanlarıyla şehadetin ifadesidir. Salâlarıyla bir milleti dirilten ve ayağa kaldıran merkezlerdir. Minberleriyle ilim, hikmet ve marifetin mekânıdır. Kürsüleriyle hak ve hakikatin sesidir. Mihraplarıyla gönlümüzü esir almaya çalışan günahlara, öfke, kin, nefret gibi her türlü kötülüğe karşı bir mücadele yeridir.

Kıymetli Kardeşlerim! Diyanet İşleri Başkanlığımız, Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın bu seneki temasını “Cami, Şehir ve Medeniyet” olarak belirlemiştir. Hafta boyunca düzenlenecek çeşitli etkinliklerle caminin bir müminin hayat bulması, bir şehrin ruh kazanması, bir medeniyetin ortaya çıkmasındaki önemine vurgu yapılacaktır. Camiyi asr-ı saadetteki fonksiyonuna kavuşturmanın, müminler olarak hepimizin görevi olduğu yeniden hatırlatılacaktır.

Bu vesileyle Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Camilerimize hizmeti geçmiş ve dâr-ı bekâya irtihal etmiş bütün kardeşlerimize Yüce Rabbimizden rahmet, hayatta olanlara sağlık ve huzur diliyorum. Rabbimiz gönüllerimizi, zihinlerimizi, bedenlerimizi camiden ayırmasın. Şehadetleri dinin temeli olan ezandan bizleri mahrum bırakmasın.

 

DİYANET HAFTALIK GENEL HUTBE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

2.HUTBE

SAMSUN İLMÜFÜTÜLÜĞÜ HUTBESİNİ İSTİFADENİZE SUNUYORUZ.

 

CAMİLERİN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰى اُولٰـئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدٖينَ

 

قال رسُولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: 

إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَتَعَاهَدُ الْمَسْجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالإِيمَانِ 

Muhterem Mü’minler!

 

Okuduğum ayet-i celilede: Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve âhiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.[1]

Okuduğum hadisi şerifte ise: “Rasûlullah (s.a.v.)  “Bir kimsenin mescitlere gidip gelmeyi alışkanlık edindiğini görürseniz onun imanına şahit olunuz.[2] buyurmaktadır.

 

Değerli Kardeşlerim!

Tevazu ile eğilmek anlamına gelen mescitler, bir araya toplayan anlamına gelen camiiler, tüm farklılıkları ile genci-yaşlıyı, zengini-fakiri, amiri-memuru, işçiyi-işvereni aynı safta, aynı yönde, aynı yerde, aynı çizgide bir araya getiren müstesna mekânlardır.

Camilerin temel işlevi ve inşa ediliş amacı Allah’a ibadettir. Bunun yanı sıra hayatımızın tamamında özel anlamlar taşıyan işlevleri vardır. Doğduğumuzda anne-babalarımız tarafından kulağımıza ezan ve kamet okutulmak üzere götürüldüğümüz ilk mekân, Rabbimizin yüce kelamını öğrendiğimiz ilkokulumuzdur camiler. Kur’an’ı ve namaz surelerini öğrenmeye dair her müslümanın zihninde camiye dair bir hatırası vardır. Teravihler her çocuğun hayalinde en eğlenceli yaz geceleri ve camilerin doyasıya tadının çıkarıldığı zamanlardır. Yolcuların güvenle sığınacağı, dinleneceği misafirhanelerdir. Canımızın sıkkın olduğu anlarda, dertlerimizin rahatlıkla anlatıp sorgulanmadan dinlendiğimiz, huzur bulduğumuz, Rabbimize kendimizi en yakın hissettiğimiz yerlerdir. Yaşlılarımıza ve hayatta kendisini yalnız hissedenlere sohbet arkadaşı, dert yoldaşıdır camiler. Hayatımızın sonunda rahmet yolculuğuna çıkan kimsenin ailesi, sevdikleri, dostları ve akrabaları ile helalleşme ve uğurlanma mekânımızdır.

 

Müslüman’ın hayatının her anında bu kadar yer edinmiş olan cami ve mescitlerin en önemli özelliği ise, ‘’Allah’ın evleri olması sebebiyle kendisine yönelenleri Allah’ın misafiri kabul edildiği mekanlar olmasıdır. Bu misafirhanelerde Ev sahibinin ikramı olarak duaların kabul edilmesi, rahmet mağfiretle günahların affı ve dünya ve ahrette istediği şeylerin ikram sofrası olarak sunulmasıdır.

 

Muhterem Mü’minler!

 

Fiziksel yapılarıyla, tüm insanlara yayılan ezanlarıyla mescitler ve camiler, halkının Müslüman olduğuna şahitlik eden,[3] İslam’ın şiarlarındandır ve Allah katında da en makbul yerlerdir.[4] Zira Efendimiz (s.a.v.) “Müslüman bir kimse mescitleri namaz ve zikir için kendine yer-yurt edindiğinde, Allah onun bu durumuna, gurbetten dönen kişiye ailesinin sevindiği gibi sevinir”.[5] buyurmuştur. 

 

Aziz Müminler!

Camilerde namaz kılan cemaatin kalabalık olmasını, çocukların ve kadınların bu topluluk içerisinde yerlerini almasını Efendimiz (s.a.v.) tavsiye etmiş, bu durumun Allah’a sevimli geleceğini ifade etmiştir.[6] Kadınların camilere gelmelerinin engellenmemesi, cami içerisindeki çocukların hoşgörü ile karşılanması, gençliğin kalbi mescitlere bağlı ve Allah’a ibadetle yetişen bir nesil olması açısından çok büyük bir önem arz etmektedir.

 

Değerli Kardeşlerim!

Camilerdeki birliktelik ve cemaat olma; kuru kalabalık olmaktan çok öte bir olgudur. Ortak his ve şuurun içtimai bir bedene büründüğü özel bir topluluktur. Birlikte hareket etme, bizde ‘’ben’’i eritme, dirilmiş ve yenilenmiş bir ruh ile çıkma yeridir. Birlikte hareket etme, aynı ulvi amaca hizmet etmenin verdiği güç kuvvet ve güveni kazanma yeridir. Ayrıca camilerin müdavimi olmak, kişiyi faydasız işlerinden, günahların işlendiği ortamlardan uzaklaştırarak Allah’ın huzuruna toplanacağımızın ve yaptıklarımızın hesabını vereceğimizin bilincini taze tutmamızı sağlayacaktır.

 

Muhterem Müslümanlar!

Hutbemize Efendimiz’in (s.a.v.) şu hadisi ile son veriyorum: “Bir kimse camiye gitme niyetiyle evinden çıktığında, attığı bir adımla kendisine bir sevap yazılır, diğer adımıyla bir günahı silinir”.[7]

 

[1] Tevbe, 9/18

[2] Tirmizi. İman, 8

[3] Tirmizi, Siyer, 2

[4] Müslim, Mesacit, 288

[5] İbn Mace, Mesacid, 19

[6] Ebu Davud, Salat, 47

[7] Nesai, Mesacid, 14

 

Hazarlayan  : Kafiye DEMİRCAN

Bafra Vaizi

Redaksiyon  : İl İrşat Kurulu

SAMSUN İLMÜFTÜLÜĞÜ HUTBESİNİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ