LGS’de yapılan tercih hatalarını, velilerin ve öğrencilerin kafa karışıklıklarını ve yeni sistemin hatalarını Eğitim Koordinatörü Şerafettin Kurt ile konuştuk. Millî Gazete muhabiri Baki Sancak’ın sorularını yanıtlayan Şerafettin Kurt, eğitim sorunları ile ilgili önemli tespitlerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talebiyle bir gecede eğitim sistemi değiştirilmiş, ortaöğretimden liseye geçişte TEOG yerine Liseye Geçiş Sınavı (LGS) uygulanmaya başlanmıştı. 2 Haziran’da uygulanan LGS tercih sonuçları Pazartesi günü sabah saatlerinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklandı. Aynı günün akşamında yine bu sene ilk kez uygulanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) sonuçları ÖSYM tarafından açıklandı. Birbiri ardına açıklanan tercih ve sınav sonuçları ile Türkiye eğitim sistemindeki vahim tablo bir kez daha karşımıza çıktı. LGS’de öğrencilerin yaptıkları tercih hatalarını ve eğitim sistemini eğitim koordinatörü Şerafettin Kurt ile konuştuk. Kadıköy genelinde birçok öğrenciye eğitim desteği veren Şerafettin Kurt, gazetemize LGS ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Şerafettin Bey, LGS yerleştirme sonuçları ve YKS sonuçları birbiri ardına açıklandı. Öncelikle bize TEOG’dan sonra LGS ile gelen, özellikle tercihlerde yapılan değişiklikleri anlatabilir misiniz?
TEOG’da bütün liseler puanla alıyordu. Bütün liselerin de yüzdelik dilimleri vardı. Bu yüzden öğrencilerin tek bir tercih yapması yetiyordu. LGS ile birlikte üç alanda öğrenciler tercih yaptılar. Nitelikli, yerel ve pansiyon gibi. Yerel yerleştirmede 3 Anadolu, 1 imam-hatip, 1 meslek lisesi yazma zorunluluğu var. Nitelikli okullarda böyle bir sınırlama yoktu.

Velileri ve öğrencileri tercih sırasında zorlayan konular nelerdi? TEOG’daki yüzdelik dilimler ile LGS’deki yüzdelik dilimler nasıl bir karışıklığa yol açtı?

TEOG’daki yüzde 3’lük dilim içerisinde hiçbir okul nitelikli okul olmaktan çıkmadı. O yüzden yüzde 3’e kadar okulların tamamında tercihlerin hiçbirinde sıkıntı çıkmadı. Yüzde 3 ile yüzde 10’luk dilim arasındaki birçok okul nitelikli okul olmaktan çıkarıldı. MEB, sadece yüzde 10’luk dilime kadar alınacak öğrencileri açıkladı. Ancak diğer yüzdelikleri açıklamadı. İnsanlar da TEOG’daki yüzdelik dilimlerden çıkarım yapmaya çalıştılar. Orada da sapmanın ne kadar olacağını hesaplayamadılar. Bu, insanları birazcık tedirginliğe itti.



Bu sene ilk kez gerçekleştirilen LGS ile birçok öğrenci istediği okula yerleşemedi. Siz Kadıköy genelinde birçok öğrencinin tercihine yön verdiniz. Karşılaştığınız sorunlar var mı?

Yerel yerleştirmede Kadıköy özelinde ben şu sorunu gördüm. MEB, yerel yerleştirme ile öğrencinin ikametgâhına en yakın okula gideceğini söyledi. Ancak Mustafa Saffet Anadolu Lisesi, Ümraniye Soyak’taki bir öğrencinin de, Kadıköy’deki bir öğrencinin de kayıt alanında görülüyordu. Burada kayıt alanlarının doğru bir şekilde ayarlanamadığını görüyoruz. Mustafa Saffet Anadolu Lisesi, geçen yıl 204 öğrenci aldı. Bu sene de 210 öğrenci almıştır. Yerel yerleştirmede Kadıköy’de ilk akla gelen okulların başında gelir. Bu okul, yüzde 10’luk dilime giremeyen ama yine yüzdelik olarak üst sıralarda öğrencilerin tercih edeceği bir okul. Bu okulu bir de Ümraniye’deki öğrencinin kayıt alanına yerleştirirseniz ortada bir haksızlık meydana gelecektir.


Şerafettin Bey, tercih sonuçları açıklandığında sosyal medyada hep “Benim puanım daha yüksek, ama ilk sıraya yerleşemedim” gibi yakınmalarla karşılaştık. Bu öğrencilerin istedikleri okula yerleşememelerindeki sorun nedir? Sizin karşılaştığınız böyle bir durum var mıdır?

MEB tarafından bir öğrencinin bir okula yerleşebilmesi için okulun kayıt alanında olması, ilk sıraya yazılması, yakın bir ortaokulda okumuş olmak gibi kıstaslar açıklandı. Bunların eşit olması halinde de okul ortalaması, devamsızlık ve doğum tarihi gibi kıstaslara bakılıp bir eleme yapılacağı söylendi. Benim de yaptığım bir tespitte, bir kız bir de erkek öğrenci tercih yaparken ilk tercihlerine Hacı Mustafa Tarman Anadolu Lisesi’ni yazıyor. İkisi de kayıt alanında, ikisi de yakın bir ortaokulda okumuş. Bu durumda MEB diğer kıstaslara bakıyor. Kız öğrencinin okul ortalaması 90, erkeğin ise 69. Yerleşmesi gereken bu şartlarda kız öğrenci olması gerekiyor. Ancak erkek öğrenci bu okula yerleşiyor. Sonuca kendisi bile şaşıyor. Erkek öğrenci LGS yüzdeliğinde 99,82’lerde. Bu çocuk ‘Ben bu okulda okuyamam’ diyerek muhtemelen meslek lisesine naklini aldıracaktır.



Şerafettin Bey, YKS sonuçlarını da düşündüğümüzde üniversite tercihleri yapacak öğrenciler nelere dikkat etmeli?

Öğrencilerin tercihinde yüzdelik dilimler ve sıralama üzerinden hareket etmesi gerekmektedir. Burada insanları yanıltmayacak tek şey sıralamalar ve yüzdelik dilimlerdir. Orada çok küçük sapmalar bazı üniversitelere veya bölümlere taleplerin artmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda üniversitenin puanı artacak ve yüzdelik dilimi de buna bağlı olarak azalacaktır. Bu durumda bu okullar daha az ve iyi öğrenci alacaktır.

Sınavlarda zorluk bakımından sorulan sorular nasıldı? Öğrencilerin başarı oranı nedir?

İki sınavda da Matematik alanında ciddi anlamda zor soru sordular. Şahsi olarak LGS’de Matematik Türkiye ortalamasının 1,5 civarı olduğunu düşünüyorum. İki tane soru vardı net olarak belirleyici. LGS’ye giren öğrencilerden 11 talebe tüm soruları doğru olarak cevapladı. İki tane soru sağlamdı, o soruları üniversite sınavında da sorsanız sırıtmayacak sorulardı.

PEKİ, TEOG LGS’den daha mı kolaydı?

TEOG’da hem okul ortalamasının etkinliği vardı hem de yazılı formatında iki sınav olduğu için sınav daha kolay oluyordu. LGS’ye oranla daha kolay bir sınavdı. Ancak bu bir dezavantajdır. Geçen yıl TEOG-2 sınavını 16 bin öğrenci tüm soruları doğru cevaplamıştı. Bütün soruları doğru yapanlar Türkiye birincisi olarak lanse ediliyordu. LGS’de ise bu sene 11 tane Türkiye birincisi var. Bu, zaten sınavın daha da zorlaştığını gösteriyor.

Her veli çocuğunun okuyup büyük adam olmasını istiyor. Bu anlayışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Veliler çocuklarını hangi mesleklere yönlendirmeli?

Veliler artık kendi çocuklarının meslek liselerine yönelip meslek sahibi olmasından ziyade iyi bir lise ve ardından da iyi bir üniversiteye göndermeyi amaçlıyor. Elbette her velinin bu hakkıdır. Ancak herkes bu düşüncede olduğu zaman toplumda üretim yapacak ara eleman bulmakta zorlanılıyor. İnsanlar akademik çalışmaya yönlendirilmektense mesleğe de yönlendirilebilir. Dört yıllık üniversiteler yerine iki yıllık bölümler de var. Sağlık ve otomobil sektörü gibi bölümler değerlendirilebilir.

Ülkemizde artık her ilde üniversite var ve artık herkes üniversite mezunu. Ama baktığımızda her üniversiteden mezun olan, mezun olduğu mesleği yapmakta zorlanıyor. Bunun nedeni nedir? Biz ülke olarak öğrencileri çocuk yaşta iken gelecekteki meslek hayatına doğru bir şekilde yönlendiremiyor muyuz?

Üniversite sınavına giren öğrenci sayısı her yıl katlanarak artıyor. Üniversitelerde istemediğiniz çok kadar bölüm var. Öğrenci üniversiteyi bitirdiğinde ise kendi bölümünü yapmıyor, yapamıyor. Çok fazla insan var bu sınıfta. Yapanlar kimlerdir? Büyük kısmını öğretmenler, doktorlar ve avukatlar oluşturuyor. Hatırladığım kadarıyla en son Nihat Zeybekci, uzun bir dönem iktisadi ve idari bölüm mezunlarının devlette istihdam edilemeyeceğini söyledi. Bugün her üniversitede iktisadi ve idari bölümü var. Bu alanda yetiştirilen öğrenci sayısına baktığımızda Devlet Planlama Teşkilatı’nın işini doğru yapmadığını anlıyoruz. DPT’nin üniversitedeki kontenjan sayısına el atması gerekir. Kısa ve uzun vadede üniversitelerde hangi bölümlerden, hangi meslekten öğrencilere ihtiyacımız var, bunların planlamasını yapmaları lazım.

Türkiye’de eğitim sistemini bir türlü oturtamadık. Bunun sebebi nedir?

Bizim eğitim sistemi olarak Osmanlı eğitim sistemini incelememiz gerekir. Başka ülkelerin eğitim sistemi bize uymuyor. Fatih Sultan Mehmet’in 12 yaşında bildiği bilgiyi bugün Türkiye’de bilen yoktur. Padişah adayıdır diyeceklerdir. Tamam, kabul ancak ülkemizde maddi olarak hiçbir sıkıntısı olmayan birçok aile var. Buna rağmen aynı eğitimi veremiyorsak, aynı donanımda çocuk yetiştiremiyorsak burada eğitim sisteminde bir sıkıntı olduğunu görüyoruz. Avrupa ile ciddi olarak kültürel farklılıklarımız var. Asya’ya, Ortadoğu’ya baktığımızda da ciddi bir fark olduğunu görüyoruz. Geçmişte yaptığımız güzel bir şey var. Bu sistemi anlayıp bugün için ders çıkarmalıyız. Dışarıdan aldığımız eğitim modelleri ile veya sürekli değişen eğitim sistemleri ile eğitim sistemini düzeltemeyiz.

Yeni Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk hakkında neler söylemek istersiniz?

Üniversitelerde eğitim fakültelerinde öğretmen adayı öğrencilere verilen metodolojisinin değişmesidir. Ben burada yeni Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a güveniyorum. En güzel tespiti o yapmıştır. Öğrenciler ile öğretmenler arasındaki makas ciddi anlamda açılıyordu. Kendisi de bu konuda birkaç aksaklıktan bahsetmişti. İnşallah düzeltilir. Çünkü bizim kurtuluşumuzu kesinlikle öğretmenler sağlayacaktır.